Monday, March 29, 2010

cimri

        Bizde bir bilene sormadan bir şey alınmaz, illa ki o işlerden anlayan birisine danışılır. Ancak son zamanlarda her şey o kadar hızlı gelişiyor ki yeni çıkan her ürün hakkında bilgi sahibi olan bir –bilen- bulunamayabiliyor. İşte böyle durumlarda iş başa düşüyor ve belki aylar sürecek bir araştırma-karşılaştırma evresi başlıyor. Aydonat Atasever ve ortaklarının da aynı şeyleri yaşadığı belli çünkü şu an Türkiye’nin en çok ziyaret edilen karşılaştırma sitesi olan cimri.com u kurmuşlar.

        Cimri.com ismi itibariyle bir fiyat karşılaştırma sitesi gibi görünse de aslında ürünler arasında çok boyutlu kıyaslama yapabileceğiniz bir site. Fotoğraf & kamera, elektronik, bilgisayar, cep telefonu, beyaz eşya, oyun & hobi, spor & fitness, saat ve çiçek kategorilerinde indekslenmiş 100.000 in üzerinde ürünü karşılaştırma imkânı sağlıyor. 2008 yılında kurulmasına rağmen ayda 2.500.000 kişi (çoğul) cimri.com u ziyaret ediyor ve şu an Türkiye’de an çok ziyaret edilen 141. Site konumunda. Aydonat Atasever’e göre kısa sürede bu kadar hızlı yükselmek çok da kolay olmamış.

Nasıl kuruldu?
        Kurulma sürecinde 12 kişilik bir ekiple 150.000 ürün tek tek veritabanına alınmış ve bir standartlaştırma çalışması yapılmış. Hazırlık işlemi 18 ay sürmüş ve bu uzun süreçte 30.000 kadar ürün piyasadan kalkmış. Veritabanı şu an da elle beslenmekte ve çalışma ekibi de hemen hemen aynı sayıda. Ekip ürünlerin girilmesinde bazı teknikler geliştirmiş ancak hâla ciddi bir operasyonel işgücü gerektiriyor.
        İş, meşakkatli oluşunun yanı sıra, 18 aylık hazırlık sürecinden dolayı ciddi bir yatırıma da ihtiyaç duyuyor. Bu yatırımı yapan Aydonat Atasever ve ortakları aynı zamanda gittigidiyor.com un da sahipleri. Aslında fikir biraz da buradan geliyor, çünkü gittigidiyor.com un ağababası ebay.com, dünyanın en büyük karşılaştırma sitesi shopping.com’a sahip. Bu da yatırımcı gruba ilham vermiş olsa gerek.

Nasıl tanıtıldı?
        Cimri A.Ş. tanıtım için pek fazla çabalamak zorunda kalmadı. Çünkü en büyük trafik kaynağı googledan büyük oranda organik trafik sağlanıyor. Organik trafik demek, bedava tanıtım anlamına geliyor ki bu da büyük bir reklam giderleri tasarrufu anlamına geliyor. Organik trafikte bu denli yükselmesini de birçok alışveriş sitesi ile olan bağlantıları sağlıyor. Küçük bütçeli bir TV reklamı ile de desteklenen tanıtım kampanyası kısa sürede cimri.com u 141. sıraya taşımış.

Nasıl kazanıyor?
        Cimri.com da listelenen sitelere, cimri.com üzerinden geçişlerden tıklama başına para alınıyor. İlginç bir şekilde bu 100 tık tan 2 tanesi alışveriş ile sonuçlanıyor, Aydonat Atasever’e göre bu oran dünyada 1 ile 1.5 arasında değişiyor, bu açıdan cimri.com muadillerine göre başarılı diyebiliriz. Tek gelir kaynağı sağlanan geçişler değil. Proje tabanlı reklam anlaşmaları da gelir sağlıyor.

Nasıl devam edecek?
        Bir mağazaya girip, beğendiğimiz ürünün adını yazarak cimri ye göndereceğiz ve bize, belki karşı caddedeki mağazada, aynı ürünü daha ucuza alabileceğimizi bildirecek. Böylece cimri internet ortamından yayılarak gerçek hayatta da memnuniyetle kullanabileceğimiz bir sistem haline gelecek.

Saturday, March 27, 2010

Biletler biletix'te!

“Biletix 2000 yılında, Türkiye’de etkinlik organizatörleri için daha verimli bir satış ağı oluşturmak ve etkinlikler için bilet satış hizmeti vermek üzere, iki girişimci Ali A. Abhary ve Dave W.Dornerın Koç Bilgi Grubu ortaklığı ile kuruldu. Kuruluşu ile birlikte Biletix, çok kısa bir sürede, etkinlikler hakkında bilgi ve bilet alınabilecek ilk ve merkezi bir kaynak haline geldi.”



        Biletix hepimizin haberdar olduğu bir isim. Belki maç bileti için önünde saat 6.00 da kuyruğa girdik, belki de sadece Biletix.com dan ilgimizi çeken bir konser için bilet aldık. Belki biraz daha aşina olanlar çağrı merkezlerini kullandı. Ancak bugüne kadar Biletix in nasıl kurulduğunu, hangi aşamalardan geçtiğini hiç düşünmedik galiba.

        Biletix’in kurucuları Ali Abhary ve Dave Dorner 1997 yılında Boston da bir danışmanlık firmasında çalışırken, firma tarafından Türkiye’ye gönderiliyorlar. Türkiye’deki çalışmaları sırasında - çalışmalarıyla bir alakası olmadığı halde- Biletix gibi bir sistemin boşluğunu hissederek üzerinde düşünmeye başlıyorlar. Kısa süreli bir araştırmadan sonra uygun potansiyeli görüyorlar ve işlerinden ayrılarak bu yola baş koyuyorlar.

        Araştırma sürecinde birçok farklı bilet satış sistemi örneği inceliyorlar. Konu üzerinde öngörüler ve iş modelleri oluşturmaya çalışıyorlar. Biletlerini satmayı düşündükleri organizatörlerin ve kuruluşların fikirlerini alıyorlar. Aynı sırada da yatırımcıların kapılarını tek tek çalarak fikirlerini anlatıyorlar.

        İki girişimci yatırımcılarını sadece Türkiye içinde değil yurtdışında da arıyorlar, çünkü Türkiye’de ne kadar çok yatırımcı ile görüşürlerse, fikirlerinin çalınma ihtimalinin o kadar çok artacağını düşünüyorlar. Sonunda fikirlerine sıcak bakan İngiltere kökenli bir şirketle görüşüyorlar. Tam bu sırada 17 Ağustos depremi gerçekleşiyor ve İngilizler yatırımla artık ilgilenmediklerini belirtiyorlar.

        Bunun üzerine iki girişimci, Türkiye içindeki potansiyel gruplara ağırlık vermeye başlıyor. Fikirlerini anlattıkları iki grup, Koç ve Turkcell grupları, ilginç bir şekilde aynı gün aynı saatte görüşmek ve anlaşmak için randevu istiyor. Yapılan görüşmeler sonunda Koç grubuyla anlaşılarak 2000 yılında Biletix kuruluyor.

        Biletix in yaptığı iş temelde biletlerini satmak istedikleri müşterilerle yapılan sözleşmelere dayanıyor. Ayrıca, bilet fiyatlarının belirlenmesi ve sponsor ilişkileri ile ilgili olarak da danışmanlık sağlıyorlar. Sponsor danışmanlığının önemli olduğunu belirtiyorlar çünkü Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede sponsor gelirleri biletlerden elde edilen geliri aşabiliyor. Araştırma aşamasında fikirlerine sıcak bakmayan müşteriler (buradaki müşteriler, organizatörler) Koç grubunun dahil olmasıyla birlikte, güven duymaya başlıyorlar. Fikrin sahiplerine göre koç grubu güven konusunda işlerini epey kolaylaştırıyor.

        Biletix hayata geçtikten sonraki sürede karşılaşılan sorunlar ve güçlükler, öncesinde yapılmış olan iyi bir iş planı sayesinde kolaylıkla atlatılıyor. Şöyle ki; hazırlık sürecinde öngördükleri problemler, 2001 – 2005 yılları arasında tam da düşündükleri şekilde karşılarına çıkıyor.

        Zamanla piyasaya bazı rakipler dahil olsa da en büyük pay yine Biletix’te kalıyor. Sürekli geliştirilen iş modelinin de yardımıyla, 2004 yılında kâr etmeye başlıyor. Ekim 2006 yılında da dünyanın en büyük bilet satış şirketi olan Ticketmaster’a satılıyor.

        Ali Abhary ve Dave Dorner bu satışı en baştan planladıklarını söylüyorlar. Buna yönelik olarak tüm sistemi Ticketmaster’in sistemine çok benzer şekilde kurmuşlar ve bu özellikleri onlara satışlarında kolaylık sağlamış. Girişimciler, iş modellerini kurarken, bu işi nasıl sonlandıracaklarını da düşünmelerinin faydalı olduğunu söylüyorlar.

        Ali Abhary ve Dave Dorner planlama aşamasındaki durumlarını, amaçlar ve zorluklar başlıkları altında şöyle topluyor;

        Amaçlar;

        · Yeteri kadar müşteri,

        · Yatırım yapılacak para,

        · Başkası yapmadan önce yapmak.

        Zorluklar;

        · Para,

        · Tecrübesizlik ( Kendi işlerini kurma ve bilet satışı),

        · Öngörülen her şeyin sadece teoride olması,

        · Yalnızca iki kişi olmak.



        Bu iki başlıktaki etkenlerle başa çıkmak için iş modeli üzerinde iyi düşünmeleri gerekiyordu. Bunu başarabilmek için de uzmanlardan oluşan bir danışmanlar kurulu oluşturarak ciddi yardımlar aldılar. Herkesin hemfikir olduğu konu Biletix isminin yaygınlaşması ve güven duyulması idi. Güven konusu koç grubuyla yapılan ortaklıkla halledilmiş oldu. İsmin yaygınlaşması için de pek bir şey yapmalarına gerek kalmadı çünkü işin özelliğinden dolayı bu kendi kendine gerçekleşiyor.

        Biletlerini satacakları organizasyonların afişleri şehrin her yerindeki panolarda boy gösterirken, hemen altında da Biletix logosu bulunuyor. Çünkü organizatörler biletlerinin nerede satıldığını kendi reklamlarında göstermek istiyorlar. Yardım organizasyonları gibi işlerde de destek sağlayan Biletix, kısa sürede, çok hızlı bir şekilde istediği noktaya ulaşıyor.

        Biletix’in yeni hedefi bilet fiyatlarının değişkenliğini arttırmak. Örneğin bir futbol maçında 4 ya da 5 gibi farklı fiyat seçeneği oluyor, bunlar da koltukların yerine göre değişiyor. Yerleştirmek istedikleri sistem uçak koltuklarının fiyatlanma sistemine benziyor. Boş kalan koltuklara son dakikada daha düşük fiyata alıcılar bulunabilmesi, erken ve toplu alımlarda fiyat indirimine gidilmesi gibi yollarla organizasyondan maksimum verim elde edilmesi hedefleniyor.
        

Wednesday, March 10, 2010

Rüya mı?





Esentepe metro çıkışından çıkmış eve gidiyorum, her zaman ki gibi bu yolu hızla kat etmek ve eve gidip uzanmak için can atıyorum. Ancak evin bulundugu sokaktan çok parlak bir ışık huzmesi yayılıyor, adımlarımı hızlandırıyorum.
Köşeyi dönünce karşımdaki manzaraya bakarak şok oluyorum. (Generals oynayanlar için Amerikanın super weapon u particle cannon) Tam bizim apartmana çakılmış bir ışık demeti gökyüzünde yükseliyor. Apartmanın önündeki kalabalıktan mahallede ayarsız ses tonu ile ün yapmış komşu çocuğuna soruyorum hayırdır? diye.
- Hah geldi! İşte bu arkadaş da o dairede kalıyor diye bağırıyor, bunu duyunca aynı hızla dairemize koşuyorum.

Kapının önünde iki tane Clone Trooper (evet Star Wars daki beyaz elemanlar). Beni görünce kenara çekiliyorlar içeri giriyorum. Salonda R2D2 ve Star Wars da bulunmayan bir karakter (yine bir robot) Digiturk kutusuna taktıkları kablolarla dünyamız televizyonlarından bilgi toplamaya çalışıyorlar. Ama televizyondan sürekli Dest-i İzdivaç, Yalçın Çakır'la Acı umut gibi programların görüntülerinin inceleniyor olması, beni bir dünyalı olarak kaygılandırıyor. Duruma müdahale ederek "...bunları kaydetmeyin bunlar uydurma, gerçek dışı şeyler" diye haykırıyorum. Haberleri açın haberler iyidir diyorum, hem toplu halde bilgi güzel olur diye robota akıl veriyorum.


Tabi ki bu aklı beleşe de vermiyorum, karşılığında bana vaat edilen, "çok hızlı kitap okuyabilme becerisi" ni de işlem sonunda flash bellekle beynime yüklenmesi yoluyla alıyorum. Bu beceriyi de Dostoyevski' nin çağa damgasını vuran romanı Suç ve Ceza üzerinde deneyerek teyit ediyorum.
Rüyanın ilerleyen bölümlerinden kopuk kopuk sahneler hatırlasam da bugünlük rüyanız hayrolsun programının sonuna geliyoruz. Yorumlayacak arkadaşa plaket vermeyi de boynumun borcu olarak görüyorum.
(Not: Yorum için birkaç ipucu; Geçen gün izlemeye başladığım V isimli dizi ve tekrar izlemeyi aklımdan geçirdiğim Star Wars serisinin etkisi göz önünde bulundurulmalı.)

Ali