Biletix hepimizin haberdar olduğu bir isim. Belki maç bileti için önünde saat 6.00 da kuyruğa girdik, belki de sadece Biletix.com dan ilgimizi çeken bir konser için bilet aldık. Belki biraz daha aşina olanlar çağrı merkezlerini kullandı. Ancak bugüne kadar Biletix in nasıl kurulduğunu, hangi aşamalardan geçtiğini hiç düşünmedik galiba.
Biletix’in kurucuları Ali Abhary ve Dave Dorner 1997 yılında Boston da bir danışmanlık firmasında çalışırken, firma tarafından Türkiye’ye gönderiliyorlar. Türkiye’deki çalışmaları sırasında - çalışmalarıyla bir alakası olmadığı halde- Biletix gibi bir sistemin boşluğunu hissederek üzerinde düşünmeye başlıyorlar. Kısa süreli bir araştırmadan sonra uygun potansiyeli görüyorlar ve işlerinden ayrılarak bu yola baş koyuyorlar.
Araştırma sürecinde birçok farklı bilet satış sistemi örneği inceliyorlar. Konu üzerinde öngörüler ve iş modelleri oluşturmaya çalışıyorlar. Biletlerini satmayı düşündükleri organizatörlerin ve kuruluşların fikirlerini alıyorlar. Aynı sırada da yatırımcıların kapılarını tek tek çalarak fikirlerini anlatıyorlar.
İki girişimci yatırımcılarını sadece Türkiye içinde değil yurtdışında da arıyorlar, çünkü Türkiye’de ne kadar çok yatırımcı ile görüşürlerse, fikirlerinin çalınma ihtimalinin o kadar çok artacağını düşünüyorlar. Sonunda fikirlerine sıcak bakan İngiltere kökenli bir şirketle görüşüyorlar. Tam bu sırada 17 Ağustos depremi gerçekleşiyor ve İngilizler yatırımla artık ilgilenmediklerini belirtiyorlar.
Bunun üzerine iki girişimci, Türkiye içindeki potansiyel gruplara ağırlık vermeye başlıyor. Fikirlerini anlattıkları iki grup, Koç ve Turkcell grupları, ilginç bir şekilde aynı gün aynı saatte görüşmek ve anlaşmak için randevu istiyor. Yapılan görüşmeler sonunda Koç grubuyla anlaşılarak 2000 yılında Biletix kuruluyor.
Biletix in yaptığı iş temelde biletlerini satmak istedikleri müşterilerle yapılan sözleşmelere dayanıyor. Ayrıca, bilet fiyatlarının belirlenmesi ve sponsor ilişkileri ile ilgili olarak da danışmanlık sağlıyorlar. Sponsor danışmanlığının önemli olduğunu belirtiyorlar çünkü Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede sponsor gelirleri biletlerden elde edilen geliri aşabiliyor. Araştırma aşamasında fikirlerine sıcak bakmayan müşteriler (buradaki müşteriler, organizatörler) Koç grubunun dahil olmasıyla birlikte, güven duymaya başlıyorlar. Fikrin sahiplerine göre koç grubu güven konusunda işlerini epey kolaylaştırıyor.
Biletix hayata geçtikten sonraki sürede karşılaşılan sorunlar ve güçlükler, öncesinde yapılmış olan iyi bir iş planı sayesinde kolaylıkla atlatılıyor. Şöyle ki; hazırlık sürecinde öngördükleri problemler, 2001 – 2005 yılları arasında tam da düşündükleri şekilde karşılarına çıkıyor.
Zamanla piyasaya bazı rakipler dahil olsa da en büyük pay yine Biletix’te kalıyor. Sürekli geliştirilen iş modelinin de yardımıyla, 2004 yılında kâr etmeye başlıyor. Ekim 2006 yılında da dünyanın en büyük bilet satış şirketi olan Ticketmaster’a satılıyor.
Ali Abhary ve Dave Dorner bu satışı en baştan planladıklarını söylüyorlar. Buna yönelik olarak tüm sistemi Ticketmaster’in sistemine çok benzer şekilde kurmuşlar ve bu özellikleri onlara satışlarında kolaylık sağlamış. Girişimciler, iş modellerini kurarken, bu işi nasıl sonlandıracaklarını da düşünmelerinin faydalı olduğunu söylüyorlar.
Ali Abhary ve Dave Dorner planlama aşamasındaki durumlarını, amaçlar ve zorluklar başlıkları altında şöyle topluyor;
Amaçlar;
· Yeteri kadar müşteri,
· Yatırım yapılacak para,
· Başkası yapmadan önce yapmak.
Zorluklar;
· Para,
· Tecrübesizlik ( Kendi işlerini kurma ve bilet satışı),
· Öngörülen her şeyin sadece teoride olması,
· Yalnızca iki kişi olmak.
Bu iki başlıktaki etkenlerle başa çıkmak için iş modeli üzerinde iyi düşünmeleri gerekiyordu. Bunu başarabilmek için de uzmanlardan oluşan bir danışmanlar kurulu oluşturarak ciddi yardımlar aldılar. Herkesin hemfikir olduğu konu Biletix isminin yaygınlaşması ve güven duyulması idi. Güven konusu koç grubuyla yapılan ortaklıkla halledilmiş oldu. İsmin yaygınlaşması için de pek bir şey yapmalarına gerek kalmadı çünkü işin özelliğinden dolayı bu kendi kendine gerçekleşiyor.
Biletlerini satacakları organizasyonların afişleri şehrin her yerindeki panolarda boy gösterirken, hemen altında da Biletix logosu bulunuyor. Çünkü organizatörler biletlerinin nerede satıldığını kendi reklamlarında göstermek istiyorlar. Yardım organizasyonları gibi işlerde de destek sağlayan Biletix, kısa sürede, çok hızlı bir şekilde istediği noktaya ulaşıyor.
Biletix’in yeni hedefi bilet fiyatlarının değişkenliğini arttırmak. Örneğin bir futbol maçında 4 ya da 5 gibi farklı fiyat seçeneği oluyor, bunlar da koltukların yerine göre değişiyor. Yerleştirmek istedikleri sistem uçak koltuklarının fiyatlanma sistemine benziyor. Boş kalan koltuklara son dakikada daha düşük fiyata alıcılar bulunabilmesi, erken ve toplu alımlarda fiyat indirimine gidilmesi gibi yollarla organizasyondan maksimum verim elde edilmesi hedefleniyor.
Biletix’in kurucuları Ali Abhary ve Dave Dorner 1997 yılında Boston da bir danışmanlık firmasında çalışırken, firma tarafından Türkiye’ye gönderiliyorlar. Türkiye’deki çalışmaları sırasında - çalışmalarıyla bir alakası olmadığı halde- Biletix gibi bir sistemin boşluğunu hissederek üzerinde düşünmeye başlıyorlar. Kısa süreli bir araştırmadan sonra uygun potansiyeli görüyorlar ve işlerinden ayrılarak bu yola baş koyuyorlar.
Araştırma sürecinde birçok farklı bilet satış sistemi örneği inceliyorlar. Konu üzerinde öngörüler ve iş modelleri oluşturmaya çalışıyorlar. Biletlerini satmayı düşündükleri organizatörlerin ve kuruluşların fikirlerini alıyorlar. Aynı sırada da yatırımcıların kapılarını tek tek çalarak fikirlerini anlatıyorlar.
İki girişimci yatırımcılarını sadece Türkiye içinde değil yurtdışında da arıyorlar, çünkü Türkiye’de ne kadar çok yatırımcı ile görüşürlerse, fikirlerinin çalınma ihtimalinin o kadar çok artacağını düşünüyorlar. Sonunda fikirlerine sıcak bakan İngiltere kökenli bir şirketle görüşüyorlar. Tam bu sırada 17 Ağustos depremi gerçekleşiyor ve İngilizler yatırımla artık ilgilenmediklerini belirtiyorlar.
Bunun üzerine iki girişimci, Türkiye içindeki potansiyel gruplara ağırlık vermeye başlıyor. Fikirlerini anlattıkları iki grup, Koç ve Turkcell grupları, ilginç bir şekilde aynı gün aynı saatte görüşmek ve anlaşmak için randevu istiyor. Yapılan görüşmeler sonunda Koç grubuyla anlaşılarak 2000 yılında Biletix kuruluyor.
Biletix in yaptığı iş temelde biletlerini satmak istedikleri müşterilerle yapılan sözleşmelere dayanıyor. Ayrıca, bilet fiyatlarının belirlenmesi ve sponsor ilişkileri ile ilgili olarak da danışmanlık sağlıyorlar. Sponsor danışmanlığının önemli olduğunu belirtiyorlar çünkü Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede sponsor gelirleri biletlerden elde edilen geliri aşabiliyor. Araştırma aşamasında fikirlerine sıcak bakmayan müşteriler (buradaki müşteriler, organizatörler) Koç grubunun dahil olmasıyla birlikte, güven duymaya başlıyorlar. Fikrin sahiplerine göre koç grubu güven konusunda işlerini epey kolaylaştırıyor.
Biletix hayata geçtikten sonraki sürede karşılaşılan sorunlar ve güçlükler, öncesinde yapılmış olan iyi bir iş planı sayesinde kolaylıkla atlatılıyor. Şöyle ki; hazırlık sürecinde öngördükleri problemler, 2001 – 2005 yılları arasında tam da düşündükleri şekilde karşılarına çıkıyor.
Zamanla piyasaya bazı rakipler dahil olsa da en büyük pay yine Biletix’te kalıyor. Sürekli geliştirilen iş modelinin de yardımıyla, 2004 yılında kâr etmeye başlıyor. Ekim 2006 yılında da dünyanın en büyük bilet satış şirketi olan Ticketmaster’a satılıyor.
Ali Abhary ve Dave Dorner bu satışı en baştan planladıklarını söylüyorlar. Buna yönelik olarak tüm sistemi Ticketmaster’in sistemine çok benzer şekilde kurmuşlar ve bu özellikleri onlara satışlarında kolaylık sağlamış. Girişimciler, iş modellerini kurarken, bu işi nasıl sonlandıracaklarını da düşünmelerinin faydalı olduğunu söylüyorlar.
Ali Abhary ve Dave Dorner planlama aşamasındaki durumlarını, amaçlar ve zorluklar başlıkları altında şöyle topluyor;
Amaçlar;
· Yeteri kadar müşteri,
· Yatırım yapılacak para,
· Başkası yapmadan önce yapmak.
Zorluklar;
· Para,
· Tecrübesizlik ( Kendi işlerini kurma ve bilet satışı),
· Öngörülen her şeyin sadece teoride olması,
· Yalnızca iki kişi olmak.
Bu iki başlıktaki etkenlerle başa çıkmak için iş modeli üzerinde iyi düşünmeleri gerekiyordu. Bunu başarabilmek için de uzmanlardan oluşan bir danışmanlar kurulu oluşturarak ciddi yardımlar aldılar. Herkesin hemfikir olduğu konu Biletix isminin yaygınlaşması ve güven duyulması idi. Güven konusu koç grubuyla yapılan ortaklıkla halledilmiş oldu. İsmin yaygınlaşması için de pek bir şey yapmalarına gerek kalmadı çünkü işin özelliğinden dolayı bu kendi kendine gerçekleşiyor.
Biletlerini satacakları organizasyonların afişleri şehrin her yerindeki panolarda boy gösterirken, hemen altında da Biletix logosu bulunuyor. Çünkü organizatörler biletlerinin nerede satıldığını kendi reklamlarında göstermek istiyorlar. Yardım organizasyonları gibi işlerde de destek sağlayan Biletix, kısa sürede, çok hızlı bir şekilde istediği noktaya ulaşıyor.
Biletix’in yeni hedefi bilet fiyatlarının değişkenliğini arttırmak. Örneğin bir futbol maçında 4 ya da 5 gibi farklı fiyat seçeneği oluyor, bunlar da koltukların yerine göre değişiyor. Yerleştirmek istedikleri sistem uçak koltuklarının fiyatlanma sistemine benziyor. Boş kalan koltuklara son dakikada daha düşük fiyata alıcılar bulunabilmesi, erken ve toplu alımlarda fiyat indirimine gidilmesi gibi yollarla organizasyondan maksimum verim elde edilmesi hedefleniyor.

No comments:
Post a Comment