Köşeyi dönünce karşımdaki manzaraya bakarak şok oluyorum. (Generals oynayanlar için Amerikanın super weapon u particle cannon) Tam bizim apartmana çakılmış bir ışık demeti gökyüzünde yükseliyor. Apartmanın önündeki kalabalıktan mahallede ayarsız ses tonu ile ün yapmış komşu çocuğuna soruyorum hayırdır? diye.
- Hah geldi! İşte bu arkadaş da o dairede kalıyor diye bağırıyor, bunu duyunca aynı hızla dairemize koşuyorum.
- Hah geldi! İşte bu arkadaş da o dairede kalıyor diye bağırıyor, bunu duyunca aynı hızla dairemize koşuyorum.
Kapının önünde iki tane Clone Trooper (evet Star Wars daki beyaz elemanlar). Beni görünce kenara çekiliyorlar içeri giriyorum. Salonda R2D2 ve Star Wars da bulunmayan bir karakter (yine bir robot) Digiturk kutusuna taktıkları kablolarla dünyamız televizyonlarından bilgi toplamaya çalışıyorlar. Ama televizyondan sürekli Dest-i İzdivaç, Yalçın Çakır'la Acı umut gibi programların görüntülerinin inceleniyor olması, beni bir dünyalı olarak kaygılandırıyor. Duruma müdahale ederek "...bunları kaydetmeyin bunlar uydurma, gerçek dışı şeyler" diye haykırıyorum. Haberleri açın haberler iyidir diyorum, hem toplu halde bilgi güzel olur diye robota akıl veriyorum.
Tabi ki bu aklı beleşe de vermiyorum, karşılığında bana vaat edilen, "çok hızlı kitap okuyabilme becerisi" ni de işlem sonunda flash bellekle beynime yüklenmesi yoluyla alıyorum. Bu beceriyi de Dostoyevski' nin çağa damgasını vuran romanı Suç ve Ceza üzerinde deneyerek teyit ediyorum.
Rüyanın ilerleyen bölümlerinden kopuk kopuk sahneler hatırlasam da bugünlük rüyanız hayrolsun programının sonuna geliyoruz. Yorumlayacak arkadaşa plaket vermeyi de boynumun borcu olarak görüyorum.
(Not: Yorum için birkaç ipucu; Geçen gün izlemeye başladığım V isimli dizi ve tekrar izlemeyi aklımdan geçirdiğim Star Wars serisinin etkisi göz önünde bulundurulmalı.)
Ali




No comments:
Post a Comment